Alkoliğim içki içmem
Röpörtaj: Şermin SARIBAŞ
Cengiz(34) bir zamanların ‘‘Adsız Alkoliği.’’
21 yaşında alkolik olmuş, altı yıl mücadele ederek bundan kurtulmuş. Bu
kadarla kalmıyor. Kurduğu www.adsizalkolik.com sitesinde alkoliklere yardımcı
olmaya çalışıyor. Ve sorununu anlatmaktan kaçınmıyor.
Adsız Alkolik sitesinde, ‘‘Alkolik kime denir?
Alkol kullanımı ne zaman problemdir? Alkolik olduğumu nasıl itiraf ederim?
Alkolizmden kurtulmak mümkün mü?’’ gibi soruların cevapları, alkol tedavi
merkezleri ve AA adresleri var. Sitede, ziyaretçilerin deneyimlerini de
okuyabilirsiniz. İşte bazıları:
Serkan: Ben kendimi alkolik olarak görmezdim.
Yani sitenizi ziyaret edene kadar. Siteyi inceledim ve alkolik olduğuma karar
verdim.
Akşamcı: Henüz halüsinasyon görmüyorum, fakat
halk arasında film kopması, tıptaki adıyla alkol kararması yaşıyorum.
1.1.2001'de alkol ve sigarayı bıraktım. Umarım başarırım. Dua edin.
Hande: Teşekkür ediyorum. Sadece çok teşekkür
ediyorum. Bu sitenin bu denli işe yarayacağını eminim siz de tahmin
edemezdiniz.
Ben bir alkoliğim ve tüm alkolikler gibi
hayatım boyunca en zor yaptığım şey de bunu kabullenmek ve ifade edebilmek
oldu. Genç bir erkeği daha erkek gösterecek en iyi yol, kafayı çekip, felekten
bir gece çalmaktan geçiyordu. Beni tanıyan herkes ne kadar iyi içtiğimi
konuşuyordu. Ne de olsa erkek adam iyi içerdi!
22 yaşıma geldiğimde, artık gece içmeden uyumak
olanaksız hale gelmişti. İşyerimde öğlen viskiyle başladığım bu iyi
hissettirme, sabaha karşı sızarak elimden bıraktığım rakı kadehiyle son
buluyordu. Yani artık daha da erkektim!
MATARAYLA DOLAŞIYORDUM
Sabah uyandığımda korkunç bir fiziki
ızdırap çekiyordum. Heryerim zangır zangır titriyor ve yürümekte zorluk
çekiyordum. Annem, anneannem ve teyzemle aynı evde yaşıyorduk. Bu kadar içen
birinin en büyük sorunu içkisini saklamaktır. Onlar 7.30'da kahvaltı yaparken,
ben titremelerimi geçirmek için banyo dolabının üzerine sakladığım içkileri
içer olmuştum. Yüzümü yıkıyor bahanesiyle banyoya girip, içiyordum. Koku
problemi olmasın diye de votkayı tercih ediyordum.
Artık 24 yaşındaydım ve ardımda batmış bir
şirket ve istifa ettiğim iki iş bırakmıştım. Yeni bir iş bulmuş ve
evleniyordum. Ölmeyecek kadar yemek yiyordum. Ayakta kalabilmek, konuşabilmek,
işe gidebilmek için içmem gerekiyordu. Dışarı çıkarken ya çantama ya da
ceketimin cebine mutlaka bir matara içki koyuyordum. Zamanla bu yetmedi ve
35'lik bir rakıyla dolaşmaya başladım. Toplantı yapılacak günler toplantının
kaç saat süreceğini öğreniyor, iki saat sürecekse iki saatlik içiyordum. Daha
uzun sürerse adamları rakı şişesi olarak görmeye başlıyordum. İş uzarsa,
Karaköy'de, işyerimin civarındaki birahanelere girip arka arkaya üç votka
içiyordum.
AĞZIM BÖCEK DOLU
Alkolik olmak aklımın ucundan bile
geçmiyordu zira alkolikler köprü altında içer ve orada yaşarlardı!
Bir gece yine odamda içerken, arkamdaki
perdenin hareket ettiğini farkettim. Bir kaç saniye sonra perde iyice
hareketlendi ve kornişten çıkarak dans etmeye başladı. Bembeyaz bir tül odanın
içinde dans ediyordu. Nereden geldiğini anlayamadığım bir müzikle perde
hareket ediyordu. Sonra birdenbire perdenin yüzü belirmeye başladı. Sonrasını
hatırlamıyorum. Uyandığımda yine tuvalette içkimi içiyordum. Aynı gün öğlen,
evimizin önünden tanklar geçmeye başlamıştı ve 10 santim boyundaki askerler
evin her yanını doldurduğunda düşünecek bir şey kalmamıştı artık. Korkuyordum.
Ölecek gibi korkuyordum. Gerçek ve soyut kavramlar birbirine giriyordu. Bir
sabah üzerimde benden daha büyük bir örümcekle uyandım. Onu görmemek için
gözlerimi sıkı sıkı kapadım ama nafile. Onu gözlerim kapalıyken de
hissediyordum. Artık ağzımın içinde böcekler dolaşıyordu.
ELLERİM BAĞLIYDI
Uyandığımda ellerim bezlerle bir yatağa
bağlıydı. Tavandaki lambalar ve duvarlardan anlamıştım bir hastane odasında
olduğumu. Kanımdaki alkolü temizlemek için verdikleri serum işe yaramıştı. 15
gün sonra hastaneden çıktım. Doktor bana, ‘‘alkole bağlı ciddi bir zehirlenme
geçirdin. Hiç içmesen iyi olur, ama içeceksen de kontrollü ve az iç’’ demişti.
İçim rahatlamıştı. Demek ki alkolik değildim.
HAFTADA BİR KADEH
Bir hafta sonra kontrollü içmeye karar
verdim. Cumartesileri pizza yiyecek ve bir kadeh şarap içecektim. Bunu bir ay
sürdürdüm. Artık sadece Cumartesileri yaşıyor, diğer günlerde Cumartesileri
bekliyordum. O bir kadeh, önce iki kadeh sonra da bir şişe olmuştu. Hastaneden
çıkışımdan iki ay geçtikten sonra artık 24 saat içer olmuştum. Bu arada
evlenmiştim de. Karım ne sigara ne de içki içiyordu.
Eşimin evde olmadığı bir akşam, evde içiyordum.
Birden yerdeki kilimin motifleri hareketlenmeye başladı. Salonun ortasında bir
yılan gibi sürünmeye başladı. Halüsinasyonlarım başlıyordu yine...
BURASI AMATEM
Sabah uyandığımda mideme kramplar giriyor,
heryerim titriyordu. Bir an önce hastaneye gitmeliydim. Gözlerimi açtığımda,
bir hemşire koluma bağlı serumu değiştiriyordu. Etrafımda 8 yatak daha vardı
ve yatanlar sıkı sıkı bağlıydı. Hemşireye neredeyim diye sorduğumda,
‘‘Amatem'desiniz (Alkol ve Madde Bağımlılığı Tedavi Merkezi). Burası yoğun
bakım ünitesi ve sekiz gündür burada yatıyorsunuz’’ demişti. Yoğun bakımdan
çıktıktan sonra 45 gün daha hastanede kaldım. Bu hastanenin hayatımda bir
dönüm noktası olacağını bilmiyordum. Alkolizm burada anlam kazanmıştı.
MİĞİLOKLA NEB
Burada yatan hastaların hepsinin sorunu
aynıydı. Bir gece odamda bir kağıda ‘‘miğilokla neb’’yazarken bulmuştum
kendimi. Gerçeğimi tersten yazıyordum. Demek ki bunu kabullenmek şöyle dursun,
bunun doğrusunu bile yazmak bu kadar zordu.
Hastanede kapısında AA Grup yazılı bir oda
vardı. Yan odadaki arkadaşlardan biri, ‘‘bugün bu gruba katılsana’’ dedi.
Odaya girdiğimde 15-20 kişi vardı. Bir toplantı gibiydi ama kürsü ya da
yönetici yoktu. Katılanlar kendi hikayelerini anlatıyor, diğerleri sessizce
dinliyordu. Anlatılanlar bana öyle tanıdık geldi ki, sanki her konuşan beni
anlatıyordu. Yalnız değildim, benimle aynı durumda pek çok kişi vardı.
Aradan yedi yıl geçti. Artık likörlü çikolata
bile yemiyorum. Sosyal hayatım devam ediyor, barlara gidiyorum. Soranlara,
‘‘Alkoliğim içki içmem’’ diyor ve vişne sodamı ısmarlıyorum. Ayık yaşamın ne
kadar anlamlı ve yaşanmaya değer olduğunu fark ettim.
ADSIZ ALKOLİKLER
Adsız Alkolik, daha önce alkolik olup da bundan
kurtulanların, alkolik olan ve kurtulmak isteyenlere, kendi deneyimlerini
anlatarak rehberlik ettikleri bir topluluk. Adsız Alkolik topluluğuna
katılabilmenin ön şartı ‘‘İçkiyi Bırakma İsteği’’. Hiç bir kuruluşa bağlı
değiller. Topluluğun toplantı yaptığı şehirlerin başında İstanbul, Ankara,
Bursa ve İzmir geliyor.
Cengiz de yıllarca Adsız Alkolik'lerin
(AA) toplantılarına katılmış ,halen de katılıyor: ‘‘AA güzel bir destek, ama insanlar evlerini AA'nın toplantı yaptığı
yerlere taşıyorlar. Buna ihtiyacı olanlara itiraz etmiyorum. Ama bence
sorunun başladığı yer, alkolü bıraktıktan 10-20 yıl sonra bile hala AA
toplantılarıyla ayakta kalmaları. Kimi arkadaşlara ‘ne yaptın?' diye
soruyorum. 'İçmedim abi' diyor. 'Geçen hafta ne yaptın, geçen yıl ne yaptın?'
Cevap, 'İçmedim.' 'Seneye ne yapacaksın?' 'İçmeyeceğim.' O zaman dikelim seni
bir saksıya, yaşamaya devam et. Böyle sivri dillilik yaptığım zaman zora
düşüyorum. AA'nın en güzel tarafı, senin gibi birilerinin daha olduğunu görmek
ve yaşadıklarını paylaşmak. AA, herkesin kendi sırtına biçmesi gereken bir
elbise. Bu elbiseyi giyip herşeyden kurtulacaksın diye birşey yok. Kendi
gerçeklerinle birleştirecek ve biraz okuyacaksın.’’