Alkolizm Hakkında  |  Alkolik Kimdir?  |  Tıp Ne Diyor?  |  Basından  |  Makaleler  |  Yaşam Öyküleri  |  Acil Yardım  |  Forum  |  İletişim

  ● MAKALELER ●
 
    Alkol problem haline gelince?
 

Alkol; beyin, sinir sistemi, mide, sindirim sistemi, karaciğer, kemik iliği gibi hayati merkezler başta olmak üzere bütün vücudu etkiler. Etkinin şiddeti alınan alkolün miktarına ve sıklığına olduğu kadar kişinin duyarlılığına göre değişir. Alkolün neden olabildiği toplumsal, ruhsal, adli vb. kötü sonuçlar bu sütunlara sığmayacak kadar fazladır.
Alkol kullanımının tıbbi olarak kabul edilen normal sınırı günde erkekler için 2, kadınlar için 1 içkidir; bir kerede en fazla erkekler için 4, kadınlar için 2 içki sınırı aşılmamalıdır. Birim olarak 1 içki, kabaca, bir kutu ya da bir şişe biraya, bir bardak şaraba ya da 45 ml?lik  bir ?tek? sert içkiye (votka, rakı, viski vb.) eşittir. Bu şekilde hesaplandığında alınan içkinin türünün hiç bir önemi yoktur. Yani üç bira içmekle üç kadeh votka içmek, aynı miktarda alkol alınmasını sağlar ve aynı etkiyi yapar. Dolayısıyla birayı bu bağlamda zararsız bir meşrubat gibi görmek anlamsızdır.

Alkol kullanımı ile ilgili sorunlar, bir çok toplumu olduğu gibi bizi de derinden etkiliyor. Özellikle trafik kazalarıyla gündeme gelen alkol kullanımının zararları toplumda yeterince kavranabilmiş değil.
Alkol kullanmayla ilgili problemler ya da alkolizm deyince bir çok insanın zihninde, parklarda ispirto şişesine sarılıp sızan ağır alkol bağımlıları canlanır ve kolayca kendilerinde ?alkol problemi olmadığını? söylerler. Oysa alkol kullanmanın problem haline dönüşmesi için kişinin sürekli alkol alıyor olması gerekmez.
Kişi, zaman zaman kullansa da, alkol almaya bağlı olarak aşağıdaki problemlerden birini dahi tekrar tekrar yaşıyorsa profesyonel yardımı gerektirecek düzeyde alkol kullanma problemi var demektir:
1. İşte, okulda ya da evde üstüne düşen görevleri tekrarlayıcı bir biçimde aksatma: Kişi alkol nedeniyle zaman zaman işe ya da okula gidemez ya da başarılı olamaz, işi/okulu asabilir ya da bu yüzden ceza alabilir.
2. Fiziksel olarak tehlikeli durumlarda yineleyici biçimde alkol kullanımı: Örneğin alkol etkisinde iken araba ya da makine kullanmak.
3. Alkol ile ilişkili ortaya çıkan yasal sorunlar: Örneğin alkollü iken kavgaya karışıp göz altına alınma.
4. Alkolün neden olduğu ya da alevlendirdiği sürekli ya da tekrarlayıcı insanlararası sorunlar: Örneğin alkollü iken eşle tartışmalara girmek ya da kavga etmek, alkollüyken agresifleşmek.
Unutulmamalı ki bu durumlar kişinin alkol aldığı zamanların hepsinde değil bazılarında olabilir ama tekrar tekrar oluyorsa bu kişi içkinin zararlı sonuçlarını kontrol edemiyor demektir; yani alkolle başı derttedir. Bu duruma tıpta ?alkol kötüye kullanımı? adı verilir.
Fazla miktarlarda ve uzun süre, sık sık ya da sürekli alkol aldığı halde yukarıdaki problemleri yaşamayan insanlar da vardır. Bunların uzun vadede alkole bağlı tıbbi problemler geliştirme riskleri fazladır. Bu duruma ?problemli alkol kullanımı? denilir.
Alkolizmden kurtulmak
mümkün mü?
Toplum, alkol kullanımını kontrol edemeyen kişilerin ruhen zayıf hatta dengesiz olduğunu düşünür. Birçok alkolik de kendisini böyle görür. Ancak alkolizmin bir hastalık olarak görülmesinden asıl kasıt kişinin alkol karşısında iradesini ve seçim yapma gücünü kaybetmesidir. Alkol karşısında güçsüzlüğünü kabul etme ve bu konuda yardım arama, iyiye doğru değişimin ilk adımı ve mutlak şartıdır. Milyonlarca insan bu ilk adımla başlanan yolda alkolün sosyal hayatlarına verdiği zararların üstesinden gelmişlerdir. Hasta olduğunu kabul edip iyileşmeye istekli olan kişiler tedaviden ve adsız alkolikler gibi kendine yardım (self help) gruplarından en iyi biçimde yararlanırlar. Ama tedavi için kişinin ?alkolik? olduğunu kabul etmesi şart değildir. Önemli olan danışma amacı ile de olsa bir uzmana başvurmasıdır. Çünkü tedavicinin görevi kişiyi, eğer varsa, tedaviye ihtiyacı olduğuna ikna etmektir. Bunun belli teknikleri vardır. Bu arada şunu da belirtmek gerekir ki bağımlılık tedavilerinin ve kendine yardım gruplarının etkinliği kesin olarak kanıtlanmıştır.
Alkolik olduğumu
nasıl söylerim?
Öncelikle buna karar vermek gereklidir. Bir çok alkoliğe çevresi, hatta doktorlar tarafından alkolik olmadığı, tek ihtiyaç duyduğu şeyin biraz daha irade gücü, çevre değişikliği, istirahat ve yeni hobiler olduğu söylenmiştir. Zaten alkolikler de alkol problemi olduğunu inkar etme eğiliminde olduğu için bu yorumları severek kabul eder. Ama zaman içinde artan problemler gerçeği ortaya çıkarır. Bir çok kişi alkol karşısında aciz olduğunu ve yenik düştüğünü itiraf edene kadar korkunç deneyimler yaşar, maddi ve manevi büyük kayıplara uğrarlar. İnsanlarla ilişkileri bozulur, çalışma hayatları alt üst olur, ruhsal çöküntü yaşarlar. Oysa bu kadar ağır bir bedel ödemeden, alkol içmeyi kontrol edemediğinin farkına varıp yardım arayışına girmek en iyisidir.
Bir yakınım alkolik
Alkolizm bütün aileyi etkileyen aynı zamanda aile tarafından etkilenen bir hastalıktır. Hatta alkolizm için ?aile hastalığı? diyen yazarlar vardır. Tedavide de aileye önemli roller düşer.
Alkolikler genellikle ?dibe vurmadan? yani her şeylerini kaybetmeden alkolik olduklarını kabule yanaşmazlar (ya da sırf çevrelerindekileri susturmak için alkolik olduklarını söyler, ama bunu değiştirmek için hiçbir ciddi çaba harcamazlar). Bu nedenle de tedaviye istekli değillerdir. Ailelerinin alkolik hastayı destekleyen tavrı onun dibe vurmasını ya da dibe vurduğunu fark etmesini engeller. Örneğin alkolik parasız kalır, annesi para verir; karakola düşer, babası kurtarır; hasta olur, eşi hastaneye götürür vs.
Alkolün olumsuz sonuçlarıyla hasta değil hep ailesi yüz yüze gelir. O ise alkolün verdiği sarhoşluğa sığınıp tüm sorunlarını inkar eder ya da hep başkalarını suçlar. Bu kadar derdi çeken aile de sürekli olarak alkolü bırakması için alkolik kişiye baskı yapar ve alkolik bu baskıyı içmesinin nedeni olarak gösterir. ?Karımın dırdırından, ailemin baskısından dolayı içiyorum? bahanesini sık duyarsınız. Oysa ?dırdır ve baskı? dediği alkole karşı tepkidir. İşte bu durumda bir kısır döngü yaşanmaktadır. Yani alkolün kötü sonuçlarını sırtlanan aile bireyleri, hastanın bunlarla yüzleşmesini aslında engellerken; yaptıkları baskıyla hastanın stresini daha da arttırırlar.
Alkoliğin yakınlarının sorunları
Aileler, özellikle eşler, alkolizmden kendileri sorumluymuşcasına bir suçluluk içinde, kendilerini paralama derecesinde, bir kurtarma çabasına girebilirler. Eşlerde, buna bağlı depresyon, sık görülür.
Yapılması gereken, alkolizminden ve sonuçlarından sadece kendisinin sorumlu olduğunu alkolik kişiyle açık açık konuşmak ve onun bazı şeylerle karşılaşmasını engellememektir. Bir bakıma, alkol aldığı zaman, alkoliği yalnız bırakmakta yarar vardır. Sarhoş olunca kimsenin kendisini yatırmaya götürmeyeceğini bildiği ve bir kaç kez uygunsuz yerlerde uyandığı zaman ya da alkol alıp rezalet çıkardığında kimse kendi yerine özür dilemeyeceği için icabında dayak yediğinde, alkolü bırakmak için kişide daha büyük bir azim oluşur. Diğer türlü kendisini bir bebek gibi yakınlarının bakımına terk eder.
Alkolün bütün sorumluluğu o kişinin omuzlarına verildiğinde içmemesi için de eski kısır ?baskı ve dırdırlara? gerek kalmaz. Yani kişiye ?istiyorsan iç ama alkolden dolayı olacak hiç bir şey için bizden yardım bekleme? ifadesinde bütün çevresi söz birliği etmelidir.
Ailede sadece bir kişi bunu söylerse, o günah keçisi ve kötü insan haline gelir. Üstelik de diğer kişiler benzer tavrı devam ettireceği için bunun anlamı kalmaz. Örneğin sadece eşi bunu söylese ve yapsa, ama babası ve arkadaşları aynı tavrı sürdürmeye devam etse bunun yararı olmaz.
İlaçla ilgili yaklaşımlar
Bu bağlamda, disulfiram (Antabus) isimli ilacın kullanımı da bir aile yaklaşımı içinde yararlıdır. Disulfiram kullanan bir kişi alkol aldığında etanol-disulfiram reaksiyonu adı verilen şiddetli bir tablo (bulantı, nefes almada zorluk, yüz kızarması, göğüste sıkışma vb) oluşur. Kişi bu riski bildiği için ilacı alırken canı çok çekse de alkol almaz. İlacın etkisi, bırakıldıktan sonra 1-2 hafta daha devam ettiği için, kişi alkol almaya karar verip ilacı kesse de beklemesi gerekir.
Bu sürede alkole yeniden başlama kararını gözden geçirecek uzun zamanı olur. Hasta bilmeden yiyeceklerine katılması son derece tehlikelidir. Alkolik kişi ekonomik, sosyal, ailevi vb herhangi bir kriz yaşadığında yardım koşulu olarak (doktor kontrolünde) disulfiram alması şart koşulabilir. Örneğin para yardımı, eşin evde kalması, yeni bir işe giriş vb. destekler düzenli disulfiram kullanması karşılığı yapılabilir. Disulfiramı bir aile bireyinin gözetiminde düzenli olarak aldığı sürece ailesi desteğini sürdürecektir. Ancak ilacı almadığı anda önceden belirlenen bazı müeyyideler uygulanacaktır: Maddi desteği kesme, babaya ait evde daha fazla oturmasına izin vermeme vb. Böylece mücadele alkolden ilaç üzerine kaydırılmış ve bir basamak öteye çekilmiş olur. Hasta ilacı bıraktıktan sonra yaklaşık 1 hafta daha alkol alamayacağı için kriz durumlarında zaman kazanılmış olur.
Alkoliklerin eşleri için Al-Anon, çocukları için de Alateen adlı kendine yardım grupları bulunmaktadır. Bunlara devam edilmesi yararlıdır.    


ALKOL BAĞIMLILIĞI
Bazı kişilerde alkol kullanımı daha ileri boyutlarda problemlere yol açar. Aşağıdakilerden en az üçü varsa alkol bağımlısı tanısı koyarız:
- Niyetlendiğinden daha fazla miktar ve sürede alkol almak. Örneğin kişi bir bardak içmek için başlar, ama bir şişe bitirmeden duramaz.
- Kişi, bırakmayı istediği ya da defalarca bırakmayı denediği halde yeniden içmeye başlar. Zaman zaman birkaç gün ya da ay içmeyebilir. Bunu ?istediği zaman bırakabildiğinin? kanıtı olarak göstermeye çalışabilir.
- İçkiye fazla vakit ayırır. Bazıları gün içinde kimseye farkettirmemeye çalışarak içebilir.
- İçki içmeye fırsat bulamadığı sosyal faaliyetleri, hobileri, başka zevk verici aktiviteleri azaltır ya da terkeder.  
- Alkole bağlı ya da alkolle artan fiziksel (karaciğer hastalığı, yüksek tansiyon, gastirit vb) ya da psikolojik (depresyon, anksiyete, uyku bozukluğu vb) problemler yaşamasına rağmen içmeye devam eder.
- Aynı etkiyi almak için içtiği miktarı arttırır ya da başkaları için çok sayılacak miktarlarda içtiği halde etkilenmez (bunu, yanlış olarak iyi bir şeymiş gibi, alkole dayanıklı olduğunun kanıtı olarak öne sürebilir).
- Alkol almadığı zaman titreme, terleme, çarpıntı gibi şikayetler yaşar.


ALKOLİZM NEDİR
Alkolizm müzmin (kronik), tekrarlayıcı bir hastalıktır. Bu hastalık ilerleyicidir; yani gittikçe kötüleşebilir. Aralarda kendiliğinden ya da herhangi bir dış etkiyle belirtileri azalsa bile zaman içinde yeniden ortaya çıkabilir. Şiddetli alkolizm, şeker hastalığı ya da yüksek tansiyon vb. diğer kronik hatalıklarda olduğu  gibi sürekli takibi gerektirir. Aralarda kriz durumları yaşanabilir.
Alkoliklerde alkole karşı fiziksel bir duyarlılığın yanında bütün istenmeyen sonuçlarına rağmen sadece irade gücü ile yenilemeyen içme ile ilgili zihinsel bir takıntı vardır. Yani bu kişiler alkole bağlı olarak yaşadıkları kötü sonuçlardan ders almazlar ve hatta başlarına gelenlerin gerçek nedeninin alkol olduğunu inkar ederek teselliyi yine alkolde ararlar
 
Doç. Dr. İlhan YARGIÇ
 

makaleler

 
 

ana sayfa

 

Alkolizm HakkındaAlkolik Kimdir? | Tıp Ne Diyor?BasındanMakaleler | Yaşam Öyküleri | Acil Yardım | Forum | Yardım Edebilirsiniz | Site Hakkında | Arşivler | Gizlilik | İletişim