|
Alkol; beyin, sinir
sistemi, mide, sindirim sistemi, karaciğer, kemik iliği gibi hayati
merkezler başta olmak üzere bütün vücudu etkiler. Etkinin şiddeti
alınan alkolün miktarına ve sıklığına olduğu kadar kişinin
duyarlılığına göre değişir. Alkolün neden olabildiği toplumsal,
ruhsal, adli vb. kötü sonuçlar bu sütunlara sığmayacak kadar
fazladır.
Alkol kullanımının tıbbi olarak kabul edilen normal sınırı günde
erkekler için 2, kadınlar için 1 içkidir; bir kerede en fazla
erkekler için 4, kadınlar için 2 içki sınırı aşılmamalıdır. Birim
olarak 1 içki, kabaca, bir kutu ya da bir şişe biraya, bir bardak
şaraba ya da 45 ml?lik bir ?tek? sert içkiye (votka, rakı, viski
vb.) eşittir. Bu şekilde hesaplandığında alınan içkinin türünün hiç
bir önemi yoktur. Yani üç bira içmekle üç kadeh votka içmek, aynı
miktarda alkol alınmasını sağlar ve aynı etkiyi yapar. Dolayısıyla
birayı bu bağlamda zararsız bir meşrubat gibi görmek anlamsızdır.
Alkol kullanımı ile ilgili
sorunlar, bir çok toplumu olduğu gibi bizi de derinden etkiliyor.
Özellikle trafik kazalarıyla gündeme gelen alkol kullanımının
zararları toplumda yeterince kavranabilmiş değil.
Alkol kullanmayla ilgili problemler ya da alkolizm deyince bir çok
insanın zihninde, parklarda ispirto şişesine sarılıp sızan ağır
alkol bağımlıları canlanır ve kolayca kendilerinde ?alkol problemi
olmadığını? söylerler. Oysa alkol kullanmanın problem haline
dönüşmesi için kişinin sürekli alkol alıyor olması gerekmez.
Kişi, zaman zaman kullansa da, alkol almaya bağlı olarak aşağıdaki
problemlerden birini dahi tekrar tekrar yaşıyorsa profesyonel
yardımı gerektirecek düzeyde alkol kullanma problemi var demektir:
1. İşte, okulda ya da evde üstüne düşen görevleri tekrarlayıcı bir
biçimde aksatma: Kişi alkol nedeniyle zaman zaman işe ya da okula
gidemez ya da başarılı olamaz, işi/okulu asabilir ya da bu yüzden
ceza alabilir.
2. Fiziksel olarak tehlikeli durumlarda yineleyici biçimde alkol
kullanımı: Örneğin alkol etkisinde iken araba ya da makine
kullanmak.
3. Alkol ile ilişkili ortaya çıkan yasal sorunlar: Örneğin alkollü
iken kavgaya karışıp göz altına alınma.
4. Alkolün neden olduğu ya da alevlendirdiği sürekli ya da
tekrarlayıcı insanlararası sorunlar: Örneğin alkollü iken eşle
tartışmalara girmek ya da kavga etmek, alkollüyken agresifleşmek.
Unutulmamalı ki bu durumlar kişinin alkol aldığı zamanların hepsinde
değil bazılarında olabilir ama tekrar tekrar oluyorsa bu kişi
içkinin zararlı sonuçlarını kontrol edemiyor demektir; yani alkolle
başı derttedir. Bu duruma tıpta ?alkol kötüye kullanımı? adı
verilir.
Fazla miktarlarda ve uzun süre, sık sık ya da sürekli alkol aldığı
halde yukarıdaki problemleri yaşamayan insanlar da vardır. Bunların
uzun vadede alkole bağlı tıbbi problemler geliştirme riskleri
fazladır. Bu duruma ?problemli alkol kullanımı? denilir.
Alkolizmden kurtulmak
mümkün mü?
Toplum, alkol kullanımını kontrol edemeyen kişilerin ruhen zayıf
hatta dengesiz olduğunu düşünür. Birçok alkolik de kendisini böyle
görür. Ancak alkolizmin bir hastalık olarak görülmesinden asıl kasıt
kişinin alkol karşısında iradesini ve seçim yapma gücünü
kaybetmesidir. Alkol karşısında güçsüzlüğünü kabul etme ve bu konuda
yardım arama, iyiye doğru değişimin ilk adımı ve mutlak şartıdır.
Milyonlarca insan bu ilk adımla başlanan yolda alkolün sosyal
hayatlarına verdiği zararların üstesinden gelmişlerdir. Hasta
olduğunu kabul edip iyileşmeye istekli olan kişiler tedaviden ve
adsız alkolikler gibi kendine yardım (self help) gruplarından en iyi
biçimde yararlanırlar. Ama tedavi için kişinin ?alkolik? olduğunu
kabul etmesi şart değildir. Önemli olan danışma amacı ile de olsa
bir uzmana başvurmasıdır. Çünkü tedavicinin görevi kişiyi, eğer
varsa, tedaviye ihtiyacı olduğuna ikna etmektir. Bunun belli
teknikleri vardır. Bu arada şunu da belirtmek gerekir ki bağımlılık
tedavilerinin ve kendine yardım gruplarının etkinliği kesin olarak
kanıtlanmıştır.
Alkolik olduğumu
nasıl söylerim?
Öncelikle buna karar vermek gereklidir. Bir çok alkoliğe çevresi,
hatta doktorlar tarafından alkolik olmadığı, tek ihtiyaç duyduğu
şeyin biraz daha irade gücü, çevre değişikliği, istirahat ve yeni
hobiler olduğu söylenmiştir. Zaten alkolikler de alkol problemi
olduğunu inkar etme eğiliminde olduğu için bu yorumları severek
kabul eder. Ama zaman içinde artan problemler gerçeği ortaya
çıkarır. Bir çok kişi alkol karşısında aciz olduğunu ve yenik
düştüğünü itiraf edene kadar korkunç deneyimler yaşar, maddi ve
manevi büyük kayıplara uğrarlar. İnsanlarla ilişkileri bozulur,
çalışma hayatları alt üst olur, ruhsal çöküntü yaşarlar. Oysa bu
kadar ağır bir bedel ödemeden, alkol içmeyi kontrol edemediğinin
farkına varıp yardım arayışına girmek en iyisidir.
Bir yakınım alkolik
Alkolizm bütün aileyi etkileyen aynı zamanda aile tarafından
etkilenen bir hastalıktır. Hatta alkolizm için ?aile hastalığı?
diyen yazarlar vardır. Tedavide de aileye önemli roller düşer.
Alkolikler genellikle ?dibe vurmadan? yani her şeylerini kaybetmeden
alkolik olduklarını kabule yanaşmazlar (ya da sırf
çevrelerindekileri susturmak için alkolik olduklarını söyler, ama
bunu değiştirmek için hiçbir ciddi çaba harcamazlar). Bu nedenle de
tedaviye istekli değillerdir. Ailelerinin alkolik hastayı
destekleyen tavrı onun dibe vurmasını ya da dibe vurduğunu fark
etmesini engeller. Örneğin alkolik parasız kalır, annesi para verir;
karakola düşer, babası kurtarır; hasta olur, eşi hastaneye götürür
vs.
Alkolün olumsuz sonuçlarıyla hasta değil hep ailesi yüz yüze gelir.
O ise alkolün verdiği sarhoşluğa sığınıp tüm sorunlarını inkar eder
ya da hep başkalarını suçlar. Bu kadar derdi çeken aile de sürekli
olarak alkolü bırakması için alkolik kişiye baskı yapar ve alkolik
bu baskıyı içmesinin nedeni olarak gösterir. ?Karımın dırdırından,
ailemin baskısından dolayı içiyorum? bahanesini sık duyarsınız. Oysa
?dırdır ve baskı? dediği alkole karşı tepkidir. İşte bu durumda bir
kısır döngü yaşanmaktadır. Yani alkolün kötü sonuçlarını sırtlanan
aile bireyleri, hastanın bunlarla yüzleşmesini aslında engellerken;
yaptıkları baskıyla hastanın stresini daha da arttırırlar.
Alkoliğin yakınlarının sorunları
Aileler, özellikle eşler, alkolizmden kendileri sorumluymuşcasına
bir suçluluk içinde, kendilerini paralama derecesinde, bir kurtarma
çabasına girebilirler. Eşlerde, buna bağlı depresyon, sık görülür.
Yapılması gereken, alkolizminden ve sonuçlarından sadece kendisinin
sorumlu olduğunu alkolik kişiyle açık açık konuşmak ve onun bazı
şeylerle karşılaşmasını engellememektir. Bir bakıma, alkol aldığı
zaman, alkoliği yalnız bırakmakta yarar vardır. Sarhoş olunca
kimsenin kendisini yatırmaya götürmeyeceğini bildiği ve bir kaç kez
uygunsuz yerlerde uyandığı zaman ya da alkol alıp rezalet
çıkardığında kimse kendi yerine özür dilemeyeceği için icabında
dayak yediğinde, alkolü bırakmak için kişide daha büyük bir azim
oluşur. Diğer türlü kendisini bir bebek gibi yakınlarının bakımına
terk eder.
Alkolün bütün sorumluluğu o kişinin omuzlarına verildiğinde içmemesi
için de eski kısır ?baskı ve dırdırlara? gerek kalmaz. Yani kişiye
?istiyorsan iç ama alkolden dolayı olacak hiç bir şey için bizden
yardım bekleme? ifadesinde bütün çevresi söz birliği etmelidir.
Ailede sadece bir kişi bunu söylerse, o günah keçisi ve kötü insan
haline gelir. Üstelik de diğer kişiler benzer tavrı devam ettireceği
için bunun anlamı kalmaz. Örneğin sadece eşi bunu söylese ve yapsa,
ama babası ve arkadaşları aynı tavrı sürdürmeye devam etse bunun
yararı olmaz.
İlaçla ilgili yaklaşımlar
Bu bağlamda, disulfiram (Antabus) isimli ilacın kullanımı da bir
aile yaklaşımı içinde yararlıdır. Disulfiram kullanan bir kişi alkol
aldığında etanol-disulfiram reaksiyonu adı verilen şiddetli bir
tablo (bulantı, nefes almada zorluk, yüz kızarması, göğüste sıkışma
vb) oluşur. Kişi bu riski bildiği için ilacı alırken canı çok çekse
de alkol almaz. İlacın etkisi, bırakıldıktan sonra 1-2 hafta daha
devam ettiği için, kişi alkol almaya karar verip ilacı kesse de
beklemesi gerekir.
Bu sürede alkole yeniden başlama kararını gözden geçirecek uzun
zamanı olur. Hasta bilmeden yiyeceklerine katılması son derece
tehlikelidir. Alkolik kişi ekonomik, sosyal, ailevi vb herhangi bir
kriz yaşadığında yardım koşulu olarak (doktor kontrolünde)
disulfiram alması şart koşulabilir. Örneğin para yardımı, eşin evde
kalması, yeni bir işe giriş vb. destekler düzenli disulfiram
kullanması karşılığı yapılabilir. Disulfiramı bir aile bireyinin
gözetiminde düzenli olarak aldığı sürece ailesi desteğini
sürdürecektir. Ancak ilacı almadığı anda önceden belirlenen bazı
müeyyideler uygulanacaktır: Maddi desteği kesme, babaya ait evde
daha fazla oturmasına izin vermeme vb. Böylece mücadele alkolden
ilaç üzerine kaydırılmış ve bir basamak öteye çekilmiş olur. Hasta
ilacı bıraktıktan sonra yaklaşık 1 hafta daha alkol alamayacağı için
kriz durumlarında zaman kazanılmış olur.
Alkoliklerin eşleri için Al-Anon, çocukları için de Alateen adlı
kendine yardım grupları bulunmaktadır. Bunlara devam edilmesi
yararlıdır.
ALKOL BAĞIMLILIĞI
Bazı kişilerde alkol kullanımı daha ileri boyutlarda problemlere yol
açar. Aşağıdakilerden en az üçü varsa alkol bağımlısı tanısı
koyarız:
- Niyetlendiğinden daha fazla miktar ve sürede alkol almak. Örneğin
kişi bir bardak içmek için başlar, ama bir şişe bitirmeden duramaz.
- Kişi, bırakmayı istediği ya da defalarca bırakmayı denediği halde
yeniden içmeye başlar. Zaman zaman birkaç gün ya da ay içmeyebilir.
Bunu ?istediği zaman bırakabildiğinin? kanıtı olarak göstermeye
çalışabilir.
- İçkiye fazla vakit ayırır. Bazıları gün içinde kimseye
farkettirmemeye çalışarak içebilir.
- İçki içmeye fırsat bulamadığı sosyal faaliyetleri, hobileri, başka
zevk verici aktiviteleri azaltır ya da terkeder.
- Alkole bağlı ya da alkolle artan fiziksel (karaciğer hastalığı,
yüksek tansiyon, gastirit vb) ya da psikolojik (depresyon,
anksiyete, uyku bozukluğu vb) problemler yaşamasına rağmen içmeye
devam eder.
- Aynı etkiyi almak için içtiği miktarı arttırır ya da başkaları
için çok sayılacak miktarlarda içtiği halde etkilenmez (bunu, yanlış
olarak iyi bir şeymiş gibi, alkole dayanıklı olduğunun kanıtı olarak
öne sürebilir).
- Alkol almadığı zaman titreme, terleme, çarpıntı gibi şikayetler
yaşar.
ALKOLİZM NEDİR
Alkolizm müzmin (kronik), tekrarlayıcı bir hastalıktır. Bu hastalık
ilerleyicidir; yani gittikçe kötüleşebilir. Aralarda kendiliğinden
ya da herhangi bir dış etkiyle belirtileri azalsa bile zaman içinde
yeniden ortaya çıkabilir. Şiddetli alkolizm, şeker hastalığı ya da
yüksek tansiyon vb. diğer kronik hatalıklarda olduğu gibi sürekli
takibi gerektirir. Aralarda kriz durumları yaşanabilir.
Alkoliklerde alkole karşı fiziksel bir duyarlılığın yanında bütün
istenmeyen sonuçlarına rağmen sadece irade gücü ile yenilemeyen içme
ile ilgili zihinsel bir takıntı vardır. Yani bu kişiler alkole bağlı
olarak yaşadıkları kötü sonuçlardan ders almazlar ve hatta başlarına
gelenlerin gerçek nedeninin alkol olduğunu inkar ederek teselliyi
yine alkolde ararlar |